DEZAVANTAJLI GRUPLARIN İSTİHDAMA KATILMALARI: G20 ÜLKELERİNDEKİ BAŞARILI UYGULAMALAR


Yayın Yılı
2014
Yayın Yeri
Ankara
Yayıncı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Yazar
Leyla ALP
Özet
Dezavantajlı gruplar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de çalışma hayatında fiziksel veya toplumsal engeller yaşamakta, istihdam piyasasına girişte, çalışma hayatında ve işten çıkarmada ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Gençler, uzun süreli işsizler ve engelliler başta olmak üzere eski hükümlüler, ileri yaştakiler, farklı bir etnik veya dini kimliğe sahip olanlar gibi pek çok grubu dezavantajlı gruplar arasında sayabiliriz. Dezavantaj, bazen fiziksel engellerden, bazen toplumsal değer sistemlerinden, bazen de işgücü piyasasının talep ettiği bilgi ve becerilerden yoksun olmaktan kaynaklanabilmektedir ve bu faktörler, ülkeden ülkeye büyük ölçüde değişiklik göstermektedir. Örneğin G20 ülkelerinde, işgücüne katılımda kadın ve erkekler arasındaki fark en düşük oranda Kanada’da (%7), en yüksek oranda ise Suudi Arabistan ve Hindistan’da (%50’nin üzerinde) görülmektedir.1 Fransa’da ise işgücü piyasasında 14,8 milyon erkek ve 13,6 milyon kadın yer almaktadır.2 Bu çerçevede, dezavantajlı gruplar konusunda farklı ülkelerde farklı tanımlar ve istihdama yönelik farklı uygulamalar görülebilmektedir. Bazı ülkelerde yüksek orandaki genç işsizliği sonucu genç istihdamının desteklenmesi öne çıkarken, bazı ülkelerde göçmenlere yönelik beceri geliştirme programları, pek çok ülkede de kadınlara ve engellilere yönelik programlar uygulanmaktadır. 2014 yılında Bakanlığımız tarafından yayımlanan Ulusal İstihdam Stratejisi’nde söz konusu gruplar, “özel politika gerektiren gruplar” olarak adlandırılmakta ve ülkemizdeki durum şu şekilde özetlenmektedir: “Türkiye’de kadınlar, gençler, uzun süreli işsizler ve engelliler başta olmak üzere özel politika gerektiren gruplar, yasal engel olmamasına, hatta yasalardaki pozitif ayrımcılık içeren düzenlemelere rağmen işgücü piyasasına sınırlı olarak katılmakta, “düzgün iş kapsamı dışındaki işler” olarak adlandırılan kayıt dışı ve düşük ücretli işlerde istihdam edilmekte ve daha yüksek işsizlik riskine maruz kalmaktadır. Hemen hemen tüm ülkelerde kendini gösteren bu durum ile çeşitli politikalar yoluyla mücadele edilmektedir.”